Çalışma hayatının vazgeçilmez unsurlarından biri olan iş sağlığı ve güvenliği (İSG), sadece çalışanların fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü korumakla kalmayıp, aynı zamanda işletmelerin sürdürülebilirliği ve verimliliği açısından da kritik öneme sahiptir. 2 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan "Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik", 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde işverenlere getirilen eğitim yükümlülüklerini sistematik bir yapıya kavuşturmaktadır. Bu makalede, söz konusu yönetmelik hükümleri doğrultusunda işverenlerin üstlendiği yasal sorumluluklar, eğitim süreçlerinin organizasyonu ve uyumsuzluk durumunda karşılaşılabilecek hukuki sonuçlar akademik bir perspektifle incelenecektir.
İşverenin Temel Yükümlülükleri: MADDE 5 Çerçevesinde Bir Analiz
Yönetmeliğin ikinci bölümünde yer alan Madde 5, işverenin eğitimle ilgili temel sorumluluklarını altı fıkra halinde düzenlemektedir. Buna göre işveren, öncelikle çalışanların işe başlama eğitimlerini, temel eğitimlerini ve gerekli hâllerde diğer eğitimleri almasını sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük pasif bir "imkân sunma"dan öte, aktif bir "sağlama" sorumluluğunu ifade etmektedir.
Madde 5'in ikinci fıkrasında işverene atfedilen görevler daha da detaylandırılmaktadır. İşveren; eğitim programlarını hazırlamak ve uygulamak, uygun yer, araç ve gereçleri temin etmek, çalışanların katılımını eğitim katılım tutanağı ile kayıt altına almak, eğitim belgelerini düzenlemek ve eğitimleri değişen risklere uygun olarak yenilemekle mükelleftir. Özellikle "değişen ve ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenileme" hususu, eğitimlerin statik değil dinamik bir süreç olduğunu vurgulamaktadır.
Dördüncü fıkrada yer alan hüküm, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıftaki işyerleri için ek bir güvence oluşturmaktadır. Buna göre işveren, başka işyerlerinden gelen çalışanları "yeterli bilgi ve talimatları içeren eğitim alındığına dair belge" olmaksızın işe başlatamaz. Bu düzenleme, taşeron çalışanlar ve geçici iş gücü açısından önemli bir koruma mekanizması işlev görmektedir.
Beşinci fıkradaki "eğitim maliyetini çalışanlara yansıtamama" ilkesi, İSG eğitimlerinin temel hak niteliğini pekiştirmektedir. Altıncı fıkra ise eğitim sürelerinin çalışma süresinden sayılacağını ve fazla çalışma olarak değerlendirileceğini hükme bağlamaktadır.
Eğitim Türleri ve Süreç Yönetimi
İşe Başlama Eğitimi (Madde 7)
Yönetmelik, işe başlama eğitimini fiili çalışma öncesinde verilmesi zorunlu, uygulamalı ve yüz yüze nitelikte bir ön hazırlık olarak tanımlamaktadır. Çırak ve stajyerler dahil tüm çalışanları kapsayan bu eğitim; yapılacak iş, kullanılacak ekipman, çalışma ortamı riskleri ve işyerine özgü tedbirleri içermektedir. Süre olarak en az iki saat öngörülen bu eğitim, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri veya deneyimli çalışanlar tarafından verilebilmektedir. Eğitimin tamamlanması üç imzalı tutanak (eğitim veren, çalışan, işveren/vekil) ile belgelendirilmekte ve özlük dosyasında saklanmaktadır.
Temel Eğitim (Maddeler 8-17)
Temel eğitim, işe başladıktan sonra en kısa sürede—ancak üç aydan fazla olmamak kaydıyla—tamamlanması gereken, Ek-1'deki konuları asgari olarak içeren periyodik eğitimlerdir. İşyeri tehlike sınıfına göre süreler değişmekte olup; az tehlikeli işyerlerinde 8 ders saati, tehlikeli işyerlerinde 12 ders saati, çok tehlikeli işyerlerinde 16 ders saati olarak belirlenmiştir. Eğitim yöntemi olarak uzaktan eğitim, yüz yüze eğitim veya her iki yöntemin kombinasyonu kullanılabilmekte; ancak dördüncü konu başlığı (işyerine özgü riskler) için tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yüz yüze eğitim zorunluluğu bulunmaktadır.
Temel eğitimin tekrarlanma periyotları da tehlike sınıfına göre farklılaşmaktadır: Çok tehlikeli işyerlerinde yılda bir, tehlikeli işyerlerinde iki yılda bir, az tehlikeli işyerlerinde üç yılda bir eğitim tekrarlanmaktadır. Bu tekrar eğitimleri asgari 8 ders saati olarak düzenlenmektedir.
Özel Durumlara İlişkin Eğitimler
Yönetmelik, değişen çalışma koşullarına uyum sağlayan esnek hükümler içermektedir. Madde 18 gereğince altı aydan fazla işten uzak kalanlara bilgi yenileme eğitimi, Madde 19 uyarınca iş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışanlara ilave eğitim verilmesi öngörülmektedir. Madde 20 ise genç çalışanlar, yaşlılar, engelliler, gebe ve emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar için erişilebilirlik standartlarına uygun alternatif formatlarda eğitim düzenlenmesini hükme bağlamaktadır.
Belgelendirme ve Arşivleme Yükümlülükleri
Yönetmelik, eğitim faaliyetlerinin belgelendirilmesi konusunda işverene kapsamlı sorumluluklar yüklemektedir. Madde 17 uyarınca temel eğitimler için eğitim katılım tutanakları düzenlenmekte, başarılı katılımcılara temel eğitim belgesi verilmektedir. Bu belgeler çalışanın özlük dosyasında muhafaza edilmekte; çalışanın işten ayrılması halinde talep üzerine imzalanmış bir örneği kendisine teslim edilmektedir. Madde 26 ile elektronik imza ve elektronik arşivleme olanakları tanınmış, bu sayede kayıt tutma süreçleri dijital dönüşüme uyum sağlamıştır.
Çok Taraflı İstihdam İlişkilerinde Eğitim Sorumluluğu
Modern çalışma hayatının karmaşık yapısına uygun olarak yönetmelik, asıl işveren-alt işveren (Madde 22) ve geçici iş ilişkisi (Madde 23) hallerinde eğitim sorumluluğunun paylaşımını düzenlemektedir. Her iki durumda da temel ilke, her işverenin kendi çalışanlarının eğitiminden sorumlu olmasıdır. Asıl işveren, alt işveren çalışanlarının eğitim belgelerini kontrol etmekle ve işyerine özgü risklere ilişkin bilgi vermekle yükümlüdür. Geçici iş ilişkisinde ise iş sağlığı ve güvenliği risklerine karşı eğitim verilmesi geçici iş ilişkisi kurulan işverenin sorumluluğundadır.
Sonuç
2 Nisan 2026 tarihli Yönetmelik, işverenlere İSG eğitimleri konusunda sistematik ve kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır. İşverenlerin; eğitim programlarını hazırlama, uygun mekân ve araç temini, katılım kayıtları tutma, belgelendirme yapma ve eğitimleri periyodik olarak yenileme gibi çok yönlü yükümlülükleri bulunmaktadır. Özellikle tehlike sınıfına göre değişen eğitim süreleri, özel gruplar için erişilebilirlik standartları ve elektronik belgelendirme olanakları gibi düzenlemeler, mevzuatın çağdaş çalışma hayatının gereksinimlerine cevap verecek şekilde güncellendiğini göstermektedir.
İşverenlerin bu yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmesi, sadece yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda sürdürülebilir iş gücü, verimlilik artışı ve kurumsal itibar açısından stratejik bir gerekliliktir. İSG eğitimlerinin etkin bir şekilde uygulanması, çalışanlarda bilgi, tutum ve davranış değişikliği oluşturarak sıfır iş kazası vizyonuna katkıda bulunacaktır.
Kaynak:
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik, Resmî Gazete, Sayı: 33212, 2 Nisan 2026.